TAKIMYILDIZLAR

Eski çağlarda, parlak yıldızlardan oluşan belirli kümeler, mitolojik karakterlerin gökyüzündeki yansıması olarak değerlendirilir ve buna göre adlandırılırdı. Daha sonra, gökyüzünün bilimsel olarak gözlemlendiği dönemde, mitolojik özelliği bir kenara atılsa da bu adlandırma geleneği devam etti. Günümüzde de, Güneş Sistemi'nin ötesinde yer alan gökcisimlerinin yerleri kolaylıkla tanımlayabilmek için, gökyüzü "takımyıldız" denilen parsellere bölünmüştür ve bunların eskiden kalma isimleri korunmuştur.

Genellikle, isim benzerliğinden dolayı, astrolojideki 12 "burç" ile astronomideki aynı adı taşıyan 12 "takımyıldız"ın aynı olduğu zannedilir. Oysa, astrolojideki ve eski astronomideki burç, "Ekliptik çemberinin, Gök Ekvatoru ile kesiştiği noktadan başlayan 30 derecelik oniki eşit parçasından herhangi biri"ne verilen genel isimdir. Bu isim benzerliğinin tarihsel sebebini aşağıda bulabilirsiniz. Gökyüzünde burçların kapladığı alanlar eşittir ama takımyıldızların alanları farklıdır.

Gök haritalarında, bir takımyıldızı oluşturan yıldızların çizgiler ile birleştirildiğini görürsünüz. Aslında, gökyüzünde böyle çizgiler yoktur ve sadece takımyıldızı kolayca farkedebilmek için haritalarda kullanılır. Profesyonel astronomi atlaslarında da genellikle bağlantı çizgileri yerine takımyıldızın alanını belirleyen sınır çizgileri vardır.

Günümüzde, 1922 yılında ilk genel toplantısını yapan IAU (International Astronomical Union = Uluslararası Astronomi Birliği) tarafından kesinleştirilen takımyıldız isimleri ve sınırları kullanılmaktadır (Trans. IAU, 1, 158; 4, 221; 9, 66 & 77). Bu suretle, örneğin bir yıldızdan söz ederken, onun bulunduğu takımyıldızın adını ve bu takımyıldızda hangi harf veya numara ile kataloglanmışsa onu belirtirseniz, konuyla ilgili herkes hangi yıldızı kasdettiğinizi hemen anlayabilir. Ayrıca, parlak yıldızlara verilen ve yine eskiden kalma özel isimler vardır. Ancak, günümüzde bu isimlere sadece amatör çalışmalarda yer verilir. Keza, her ülkede insanlar kendi dillerine göre takımyıldızları isimlendirirler, ancak bunlar da akademik çalışmalarda kullanılmaz. Aşağıdaki tabloda, toplam sayısı 88 olan takımyıldızların uluslararası Latince adını, kullanımını (Latince genitivus hâli), üç harfli kısaltılmış adını, anlamını, gökyüzünde Ekvatoral sisteme göre ortalama yerini ve Türkçe adını görüyorsunuz:

Takımyıldız Tablosu

IAU Adı Kullanımı Kısa Anlamı R. A. Decl. Türkçe Adı
Andromeda Andromedae And Keyfus'un kızının adı 00h 34m +39° 15' Andromeda
Antlia Antliae Ant Pompa 10h 07m -33° 21' Pompa
Apus Apodis Aps Cennet kuşu 16h 08m -76° 35' Cennetkuşu
Aquarius Aquarii Aqr Saka 22h 42m -10° 28' Kova
Aquila Aquilae Aql Kartal 19h 41m +03° 22' Kartal
Ara Arae Ara Sunak 17h 14m -51° 07' Sunak
Aries Arietis Ari Koç 02h 41m +22° 34' Koç
Auriga Aurigae Aur Atlı araba sürücüsü 05h 57m +42° 49' Arabacı
Boötes Boötis Boo Çoban 14h 41m +32° 20' Çoban
Caelum Caeli Cae Oyma kalemi 04h 43m -38° 10' Çelikkalem
Camelopardus  Camelopardalis Cam Zürafa 06h 09m +71° 58' Zürafa
Cancer Cancri Cnc Yengeç 08h 30m +23° 34' Yengeç
Canes Venatici Canum Venaticorum CVn Avlanan Köpekler 13h 01m +42° 21' Avköpekleri
Canis Major Canis Majoris CMa Büyük Köpek 06h 50m -22° 19' Büyükköpek
Canis Minor Canis Minoris CMi Küçük Köpek 07h 37m +06° 46' Küçükköpek
Capricornus Capricorni Cap Su keçisi 21h 03m -19° 21' Oğlak
Carina Carinae Car Gemi omurgası 07h 46m -57° 50' Karina
Cassiopeia Cassiopeiae Cas Andromeda'nın annesi 00h 52m +60° 18' Koltuk
Centaurus Centauri Cen At gövdeli insan yaratık 12h 57m -44° 00' Erboğa
Cepheus Cephei Cep Etopya kralı Keyfus 22h 25m +72° 34' Sefe
Cetus Ceti Cet Balina 01h 43m -06° 22' Balina
Chamaeleon Chamaeleontis Cha Bukalemun 12h 00m -81° 01' Bukalemun
Circinus Circini Cir Pergel 14h 32m -67° 18' Pergel
Columba Columbae Col Güvercin 05h 42m -37° 55' Güvercin
Coma Berenices Comae Berenices Com Berenis'in saçı 12h 45m +22° 39' Berenis'in Saçı
Corona Australis Coronae Australis CrA Güney tâcı 18h 39m -41° 45' Güneytacı
Corona Borealis Coronae Borealis CrB Kuzey tâcı 15h 53m +32° 38' Kuzeytacı
Corvus Corvi Crv Karga 12h 23m -18° 38' Karga
Crater Crateris Crt Kap 11h 21m -13° 45' Kupa
Crux Crucis Cru Haç 12h 29m -60° 18' Güneyhaçı
Cygnus Cygni Cyg Kuğu 20h 36m +49° 35' Kuğu
Delphinus Delphini Del Yunus balığı 20h 40m +12° 06' Yunus
Dorado Doradus Dor Kılıç balığı 05h 20m -63° 01' Kılıçbalığı
Draco Draconis Dra Ejderha 17h 57m +66° 04' Ejderha
Equuleus Equulei Equ Tay 21h 15m +07° 56' Tay
Eridanus Eridani Eri Eridan nehri 03h 53m -17° 59' Irmak
Fornax Fornacis For Fırın 02h 46m -26° 04' Ocak
Gemini Geminorum Gem İkizler 06h 51m +24° 49' İkizler
Grus Gruis Gru Turna kuşu 22h 27m -45° 08' Turna
Hercules Herculis Her Herkules 17h 26m +31° 14' Herkül
Horologium Horlogii Hor Saat 03h 13m -52° 00' Saat
Hydra Hydrae Hya Su yılanı 09h 08m -11° 41' Suyılanı
Hydrus Hydri Hyi Küçük su yılanı 02h 35m -72° 55'  Küçüksuyılanı
Indus Indi Ind Hintli 21h 08m -52° 19' Hintli
Lacerta Lacertae Lac Kertenkele 22h 31m +46° 40' Kertenkele
Leo Leonis Leo Aslan 10h 00m +07° 00' Aslan
Leo Minor Leonis Minoris LMi Küçük aslan 10h 19m +33° 14' Küçükaslan
Lepus Leporis Lep Tavşan 05h 26m -19° 39' Tavşan
Libra Librae Lib Terazi 15h 11m -15° 33' Terazi
Lupus Lupi Lup Kurt 15h 23m -42° 43' Kurt
Lynx Lyncis Lyn Vaşak 07h 44m +47° 50' Vaşak
Lyra Lyrae Lyr Lir 18h 54m +40° 39' Çalgı
Mensa Mensae Men Masa 05h 30m -79° 01' Masa
Microscopium Microscopii Mic Mikroskop 20h 57m -36° 48' Mikroskop
Monoceros Monocerotis Mon Tek boynuzlu at 06h 58m -03° 16' Tekboynuz
Musca Muscae Mus Sinek 12h 28m -69° 08' Sinek
Norma Normae Nor Gönye 16h 03m -52° 43' Cetvel
Octans Octantis Oct Oktant 22h 10m -84° 16' Sekizlik
Ophiuchus Ophiuchi Oph Yılan taşıyıcı 17h 02m -02° 21' Yılancı
Orion Orionis Ori Avcı Orion 05h 34m +03° 35' Oriyon
Pavo Pavonis Pav Tavus kuşu 19h 10m -65° 52' Tavus
Pegasus Pegasi Peg Kanatlı at Pegasus 22h 37m +19° 39' Kanatlıat
Perseus Persei Per Zeus'un oğlu Perseus 03h 31m +44° 53' Perse
Phoenix Phoenicis Phe Ankâ kuşu 00h 44m -48° 46' Anka
Pictor Pictoris Pic Ressam 05h 23m -51° 22' Ressam
Pisces Piscium Psc Balıklar 00h 53m +15° 29' Balıklar
Piscis Austrinus Piscis Austrini PsA Güney balığı 22h 25m -31° 34' Güneybalığı
Puppis Puppis Pup Geminin kıç tarafi 07h 52m -32° 37' Pupa
Pyxis Pyxidis Pyx Kumpas 08h 53m -29° 47' Kumpas
Reticulum Reticuli Ret Küçük ağ 03h 54m -60° 31' Ağcık
Sagitta Sagittae Sge Ok 19h 40m +17° 00' Okçuk
Sagittarius Sagittarii Sgr Okçu 19h 23m -29° 53' Yay
Scorpius Scorpii Sco Akrep 16h 52m -35° 20' Akrep
Sculptor Sculptoris Scl Heykeltraş 01h 00m -38° 31' Yontar
Scutum Scuti Sct Kalkan 18h 39m -10° 53' Kalkan
Serpens Serpentis Ser Yılan 16h 50m -01° 19' Yılan
Sextans Sextantis Sex Sekstant 10h 06m -01° 08' Altılık
Taurus Tauri Tau Boğa 04h 06m +17° 20' Boğa
Telescopium Telescopii Tel Teleskop 19h 15m -51° 28' Dürbün
Triangulum Trianguli Tri Üçgen 02h 03m +32° 20' Üçgen
Triangulum Australe Trianguli Australis TrA Güney Uçgeni 16h 07m -65° 06' Güneyüçgeni
Tucana Tucanae Tuc Tukana 23h 50m -64° 56' Tukan
Ursa Major Ursae Majoris UMa Büyük ayı 10h 16m +57° 29' Büyükayı
Ursa Minor Ursae Minoris UMi Küçük ayı 14h 58m +75° 02' Küçükayı
Vela Velorum Vel Yelkenler 09h 20m -48° 29' Yelken
Virgo Virginis Vir Bakire kız 13h 21m -03° 31' Başak 
Volans Volantis Vol Uçan balık 07h 40m -69° 37' Uçanbalık
Vulpecula Vulpeculae Vul Küçük tilki 20h 22m +25° 02' Tilkicik

Eskiden "Argo" olarak bilinen takımyıldız, günümüzde "Carina", "Puppis" ve "Vela" adında üç takımyıldıza dönüşmüştür. "Serpens" takımyıldızı da bazı yerlerde "Serpens Caput" ve "Serpens Cauda" olarak ikiye ayrılmış bir halde karşınıza çıkabilir. "Corona Australis" kimi yerde "Corona Austrina" olarak geçer. "Camelopardus"un "Camelopardalis" olarak yazıldığına da rastlayabilirsiniz.

Takımyıldızların Türkçe adlarını Prof. Dr. A. Kızılırmak'ın 1969 yılında TDK tarafından yayınlanan "Gökbilim Terimleri Sözlüğü" adlı kitabından aldım. Genellikle Latince terimlerin Türkçe karşılığının seçildiğini görüyorsunuz. Ancak, bu seçimde bazı ilginç uygulamalar da vardır: Örneğin, "Cassiopeia" için neden "Koltuk" adının uygun görüldüğü belli değildir. Keza, "Cepheus" için "Sefe" denilmesinin sebebi de bu kelimenin Fransızca okunuşunun esas alınmasıdır. Diğer yandan, sözlükte "Grus" takımyıldızının Türkçe karşılığı yoktur.

Tarihsel Gelişim

Çok eski devirlerde, insanın gökyüzü ile ilgili kavramları farklı olduğu için, bugünkü anlamda takımyıldızların varlığı tartışmalıdır. Ancak, Sümer ve Babil gözlemevlerinden Ptolemaios'a kadar geçen süre içinde, Batı dünyasında bugünkü takımyıldız kavramının geliştiğini söyleyebiliriz. Özellikle Hind'de ve Çin'de olduğu gibi, Doğu'da da takımyıldız kavramı vardır, ama farklı biçimde gelişmiştir. Doğu kültürü derken, daima İran'ın ötesinin kasdedildiğini hatırlatırım. Batı kültürünün kökleri Mezopotamya, Eski Mısır, Grek ve Roma'dan kaynaklandığı için, bilim tarihi açısından Ortadoğu Batı'ya aittir.

Ptolemaios'un kendi gözlemleri olup olmadığı da tartışmalı bir konudur. Meşhur kataloğu "Almagest"i hazırlarken, kendinden önceki astronomların kataloglarını kopyaladığı zannedilmektedir. M.S. yaklaşık 100-178 arasında yaşadığı bilinen Ptolemaios, elli yaşındayken Eski Mısır medeniyetinin kültür merkezlerinden İskenderiye'deki kütüphaneyi kullanarak, 1022 yıldızdan oluşan 48 takımyıldızı bir katalog halinde listeledi. Daha sonra Araplarca "Almagest" olarak adlandırılan bu katalog, büyük ölçüde kendisinden üç asır önce yaşamış olan Grek astronom Hipparkos'un verilerine dayanıyordu. (Ptolemaios'un Almagest'ini elektronik dosya olarak CDS arşivinin #5061 numaralı kataloğunda bulabilirsiniz.) Bu 48 takımyıldızın alfabetik sırayla adları şunlardır:

Andromeda, Aquarius, Aquila, Ara, Argo Navis, Aries, Auriga, Boötes, Cancer, Canis Major, Canis Minor, Capricornus, Cassiopeia, Centaurus, Cepheus, Cetus, Corona Australis, Corona Borealis, Corvus, Crater, Cygnus, Delphinus, Draco, Equuleus, Eridanus, Gemini, Hercules, Hydra, Leo, Lepus, Libra, Lupus, Lyra, Ophiuchus, Orion, Pegasus, Perseus, Pisces, Piscis Austrinus, Sagitta, Sagittarius, Scorpius, Serpens, Taurus, Triangulum, Ursa Major, Ursa Minor, Virgo.

Ptolemaios'un "Argo Navis" adını verdiği takımyıldız, daha sonra 18. yüzyılda üçe ayrılmıştır: Carina, Puppis, Vela.

Böylece, uzun bir süre sadece 48 takımyıldız ile yetinildi. 1551 yılında Mercator, "Leo" takımyıldızının geniş bir alanı kapladığını düşünerek, bunun bazı yıldızlarından  "Coma Berenices" adını verdiği ayrı bir takımyıldız yarattı. Ayrıca, "Aquila"nın bir kısmından da "Antinous" adında yeni bir takımyıldız türetti. Nitekim, Tycho Brahe'nin 1602'de yayınladığı meşhur atlasında bu yeni takımyıldızlara yer verilmiştir. Ancak, daha sonra "Antinous" takımyıldızı yine "Aquila" sınırlarına dahil edilerek unutuldu.

Coğrafi keşiflerin başladığı yıllarda, denizci astronomların sayısı da artıyordu. Navigasyonda önemli bir yeri olan yıldız tanıma bilgisi genişledikçe yeni takımyıldızlar ortaya çıkmaya başladı. Hollandalı denizci Keyser ve Houtman, Güney'e yaptıkları yolculuklar sırasında sürekli gözlemlerde bulundular. Keyser 135, Houtman da 168 yeni yıldızı katalogladı. Güney yarımkürede, Keyser'in ürünü olan ve sonra Houtman tarafından geliştirilen 12 yeni takımyıldız da böylece 1596-1603 arasında ortaya çıktı:

Apus, Chamaeleon, Dorado, Grus, Hydrus, Indus, Musca, Pavo, Phoenix, Triangulum Australe, Tucana, Volans.

Bu arada Plancius, "Canis Major"daki dokuz yıldıza "Columba" adını vererek yeni bir takımyıldız oluşturdu. Plancius daha sonra "Monoceros", "Camelopardus" ve "Crux" takımyıldızlarını yarattı. Ancak, bunların dışında öne sürdüğü takımyıldızlar daha sonra unutuldu. Ardından, 17. yüzyılın sonunda Polonyalı astronom Hevelius, Kuzey yarımkürede 11 yeni takımyıldız daha icad etti. Bunlardan sadece yedisi günümüze kadar varlığını koruyabilmiştir:

Canes Venatici, Lacerta, Leo Minor, Lynx, Scutum, Sextans, Vulpecula.

Böylece, Kuzey yarımküredeki takımyıldızlar tamamlanmış oldu. Ancak, Güney'de daha boş alanlar bulunmaktaydı. Bunları da 18. yüzyılın ortasında Fransız astronom Lacaille doldurdu. Güney Afrika'ya yerleştikten sonra, Cape Town'da Masa Dağı'nın tepesinde küçük bir gözlemevi kuran Lacaille, görünümünden çok etkilendiği bu dağın hatırasına, yeni yarattığı takımyıldızlardan birine "Mensa" (Masa) adını verdi. Bu gözlemevinde Lacaille'in bir sene içinde binlerce yeni yıldız katalogladığı söylenir. 1754 yılında Fransa'ya döndüğünde, krala Güney yarımkürenin yeni bir gök atlasını sunan Lacaille, 1763'de yayınladığı kataloğunda da belirttiği gibi, 14 yeni takımyıldızı da listeye eklemiş oldu:

Antlia, Caelum, Circinus, Fornax, Horologium, Mensa, Microscopium, Norma, Octans, Pictor, Pyxis, Reticulum, Sculptor, Telescopium.

Bu yeni takımyıldızlardan başka, Lacaille eski "Argo Navis" takımyıldızının çok geniş bir alanı kapladığını düşünerek, bunu bölmek suretiyle "Carina", "Puppis" ve "Vela" takımyıldızlarını üretti. Lacaille sadece bununla yetinmeyip, 1678 yılında İngiliz kralı onuruna astronom Halley'in icad ettiği "Robur Carolinum" takımyıldızını da geçersiz kıldı.

Yeni takımyıldız yaratma sevdası Lacaille'den sonra da devam etmiştir. Özellikle 19. yüzyılın başında bir sürü yeni takımyıldızlar olduğunu görüyoruz. Örneğin, Alman astronom Bode'nin meşhur gökatlası "Uranographia"da yüzden fazla farklı takımyıldız vardır. Diğer önemli bir nokta da, bu ana gelinceye kadar takımyıldızların sınırlarına kimsenin aldırış etmemiş olmasıydı. Yıldızlar sadece birer çizgi ile birleştirilerek takımyıldız belirleniyordu. İlk kez Bode'nin atlasıyla birlikte takımyıldız sınırları çizilmeye başlandı. Fakat, bu sınırlar genellikle rastgele oluyordu ve her atlasta farklı biçimdeydiler.

Sonunda, 1922 yılında ilk genel toplantısını yapan Uluslararası Astronomi Birliği (IAU) bugün kullandığımız 88 takımyıldızın adlarını da kesinleştirmiş oldu. IAU tarafından görevlendirilen Belçikalı astronom Eugene J. Delporte, bu 88 takımyıldızın sınırlarını belirledi ve sonuçlar 1930 yılında basılan "Délimitation Scientifique des Constellations" (Takımyıldızların Sınırlarının Bilimsel Belirlenmesi) adlı kitapta yayınlandı. Böylece, rastgele takımyıldız yaratmanın önüne geçildiği gibi, aynı zamanda da yıldızları çizgilerle birleştirerek tanımlamak yerine, takımyıldız sınırlarını kullanma kuralı oluşturuldu. Ekvatoral koordinatları verilerek çizilen bu sınırları o tarihten beri kullanmaktayız. Temel olarak, 1877'de Gould tarafından belirlenmiş olan takımyıldız sınırlarını esas alan Delporte, IAU adına yaptığı çalışmasında listeyi 1875 epokuna göre hazırladığından, daha sonra bunlar J2000.0 epokuna transfer edilmiştir. İlgilenenler, CDS arşivinden #6042 (Roman 1987) ve #6049 (Davenhall 1989) numaralı kataloglardan faydalanabilirler.

Sonuç olarak; Ptolemaios 47, Mercator 1, Keyser ve Houtman 12, Plancius 4, Hevelius 7, Lacaille 17 takımyıldız yaratmak suretiyle, bugünkü 88'lik listeyi oluşturmuş bulunuyorlar.

Görüldüğü gibi, gerek takımyıldızları oluşturan yıldızların seçimi gerekse takımyıldız sınırları çok yakın bir tarihe aittir. Ptolemaios'un Almagest'inde gösterilen takımyıldızların şekli ile bunların günümüzde kabul edilmiş şekilleri de farklıdır. Hernekadar Delporte'nin belirlediği sınırlardan sonra takımyıldız şekilleri bilimsel açıdan değerini yitirmiş ise de, popüler astronomi kaynaklarında yıldızları çizgilerle birleştirerek oluşturulan şekilleri görebilirsiniz. H. A. Rey ve eşi tarafından 1952 yılında yayınlanan yeni takımyıldız şekilleri genellikle beğeni kazandığından, çoğu amatör kaynaklarda bunlar kullanılmaktadır. Takımyıldız şekillerinin eskiye dayandığını iddia eden kaynaklar da genellikle Albrecht Dürer'in 1515'te yaptığı iki ağaç baskısını örnek almaktadırlar. Zira, bu konuda gerçekten çok eskiden kalmış bir belge yoktur ve ancak 16. yüzyıldan bu yana olan elyazmaları ve baskılardan yararlanılmaktadır.

Takımyıldızların Görülebilme Özellikleri

İstanbul'dan gökyüzüne baktığımızda, 41° Kuzey enleminde olmamız sebebiyle, deklinasyonu 49°S ve altında olan gökcisimleri sürekli olarak ufuk çizgisinin altında kalacaklarından, 15 takımyıldızı gözlemleme olanağımız hiç yoktur. İstanbul'dan göremeyeceğimiz takımyıldızlar şunlardır:

Apus, Carina, Chamaeleon, Circinus, Crux, Dorado, Hydrus, Mensa, Musca, Octans, Pavo, Reticulum, Triangulum Australe, Tucana, Volans.

Diğer yandan, kısmen ufuk çizgisinin üstünde kalan 14 takımyıldızın bir bölümünü görebiliriz, ama bunun için de deniz gibi düz bir ufuk çizgisi olan yöne doğru bakmamız gerekmektedir. İstanbul'dan sadece bir kısmını gözlemleyebileceğimiz takımyıldızlar şunlardır:

Ara, Caelum, Centaurus, Eridanus, Grus, Horologium, Indus, Lupus, Norma, Phoenix, Pictor, Puppis, Telescopium, Vela.

Geriye kalan 59 takımyıldızı İstanbul'dan gözlemleyebilme şansımız vardır. Ancak, bunları da yılın her günü görebilmemiz mümkün olmaz. Zira, yıldızları görebilmek için Güneş'in ufkun altına ve havanın kararmış olması gerekmektedir. Atmosferin yansıtmasını da dikkate alırsak, gözlem yapabilmek için en uygun zamanın Güneş battıktan bir müddet sonra başlayan ve Güneş'in doğuşuna az kala biten süre içinde olabileceğini söyleyebiliriz. Dolayısıyla, örneğin Taurus veya Türkçe adıyla Boğa takımyıldızının (Boğa burcu değil!) ufkun üstünde ve Güneş'in de ufkun altında olduğu günlerde havanın da yeterince kararmış olması gerektiğini hesaba katarsak, Eylül-Ocak arasında beş ay boyunca bu takımyıldızı rahatlıkla gözlemleyebileceğimizi anlarız.

Hiçbir zaman batmayan (circumpolar) yıldızlardan oluşan takımyıldızları ise her gece görebilme şansımız vardır. Deklinasyonu 49°N ve üstünde olan yıldızlar İstanbul'dan her gece görülebilirler. Dolayısıyla, Camelopardus, Cassiopeia, Cepheus, Draco, Ursa Minor gibi takımyıldızları yılın herhangi bir gecesinde gözlemleyebiliriz. Yeter ki hava bulutlu olmasın!

Takımyıldızların Kapladıkları Alanlar

Takımyıldızların bazıları gökyüzünde geniş bir alanı kaplar, bazıları ise çok dar bir alana sıkışmıştır. Sırasıyla Hydra, Virgo, Ursa Major, Cetus, Hercules, Eridanus, Pegasus, Draco, Centaurus takımyıldızları en geniş alana sahiptirler ve toplam olarak gökyüzünün dörtte birini kaplarlar. 88 takımyıldızın % 10'u kadar olmalarına rağmen, bu dokuz takımyıldızın kapladığı alan göğün %26'sıdır.

Diğer yandan, sırasıyla Crux, Equuleus, Sagitta, Circinus, Scutum, Triangulum Australe, Reticulum, Caelum, Corona Australis, Chamaeleon, Triangulum, Musca takımyıldızları o kadar küçüktür ki, bu oniki takımyıldızı rahatlıkla Hydra takımyıldızının içine sığdırabilirsiniz. Çünkü, toplam takımyıldızların %14'ü kadar olmalarına rağmen göğün sadece % 3.2'sini kaplarlar, yani Hydra'nın tekbaşına kapladığı alanı.

Phoenix veya Canes Venatici gibi göğün 1/88'ini kaplayan takımyıldızlar da vardır. Ancak, bu denli farklılığa neyin sebep olduğunu sorarsanız, cevabı yoktur. Zira, takımyıldızlar rastgele oluşturulmuştur ve kapladıkları alanların niçin büyük veya küçük olduğuna sebep aranmaz.

Parlak yıldızlarının çokluğu açısından baktığımızda, sırasıyla Centaurus, Cygnus, Hercules, Hydra, Puppis, Carina, Taurus, Vela, Draco, Ursa Major, Orion takımyıldızları en çok göze çarpanlardır. Bunların herbirinde 6.5 kadirden parlak en az 200 yıldız bulabilirsiniz. Ancak, örneğin parlaklık bakımından Carina ile aynı olan Hydra, kapladığı alan açısından Carina'dan 2.6 kere daha büyüktür.

En sönük olanlar ise sırasıyla Equuleus, Caelum, Mensa, Reticulum, Triangulum, Sagitta, Corvus, Dorado, Scutum, Horologium takımyıldızlarıdır. Bunların herbirinde 6.5 kadirden parlak en çok 30 yıldız vardır. Parlak takımyıldızlarla karşılaştırırsak, örneğin Horologium'un iki katı alan kaplayan Carina aslında parlaklık bakımından Horologium'dan 7.5 kat daha canlı görünümdedir.

Kapladığı alana oranla en çok parlak yıldız bulunduran takımyıldız Crux olmaktadır. Alanına oranla en sönük olan ise Sculptor takımyıldızıdır. Her ikisinde de 6.5 kadirden parlak yıldız sayısı 50 civarında olmasına rağmen, Sculptor takımyıldızının alanına 7 tane Crux sığabilir.

Takımyıldız Haritaları

Takımyıldızları gösteren gök atlaslarını aşağıdaki sayfalarda bulabilirsiniz. Detayı görebilmeniz için haritaların arka planı için beyaz rengi seçtim. Altı çizilmiş başlığın üzerini tıklayarak sayfaya girdikten sonra, "Geri Dön" yazısını tıklayarak bu sayfaya dönebilirsiniz:

İlkbahar ve Yaz Mevsimlerinde Geceyarısı İzlenebilen Takımyıldızlar ( de < 0 )

Sonbahar ve Kış Mevsimlerinde Geceyarısı İzlenebilen Takımyıldızlar ( de > 0 )

Kuzey Yarımküredeki Takımyıldızlar ( d > +30 )

Güney Yarımküredeki Takımyıldızlar ( d < -30 )

Ekliptik Çemberi Boyunca Takımyıldızlar ( -60 < d < +60 )

Takımyıldızların isimlerini, koordinatlarını, alanlarını, içindeki parlak yıldızların sayısını ve daha başka özellikleri veren listeyi de şu sayfada bulabilirsiniz:

Takımyıldız Listesi

Aynı sayfayı ziplenmiş Excel dosyası formatında da indirebilirsiniz: Takimyildiz.zip, 13 KB

Takımyıldızlar ve Burçlar

Astronomlar ile astrologlar arasındaki sağırlar diyaloğunun en başta gelen konularından biri de astrolojideki burçlar ile astronomideki aynı adı taşıyan takımyıldızların örtüşmemesidir. Dolayısıyla, bu konuyu bir kez daha açıklığa kavuşturmakta yarar var.

Astrolojide "burç" denildiğinde, Ekliptik çemberinin ilkbahar noktasından başlayarak 30°lik oniki eşit parçaya bölünmesiyle ortaya çıkan dilimler anlaşılır. Yüzeysel astrolojide sadece Ekliptik çemberi ve dolayısıyla Ekliptik boylama itibar edilmesine karşın, küresel astrolojide boylamın yanısıra Ekliptik enlem de dikkate alınır. Böylece, enlemin sıfır olduğu Ekliptik çemberinin 30°lik parçası uzayarak, sanki bir karpuzun dilimleri gibi oniki eşit dilim meydana gelir. Gökcisimlerinin konumlarını belirtirken referans olarak Ekvatoral veya Ekliptik sistemin seçilmesiyle aslında değişen bir şey yoktur. Eski çağlardan kalma bir alışkanlıkla, astrolojide referans sistemi Ekliptiktir.

Astronomide de bugün Ekvatoral referans sisteminde hâlâ eskiden kalma saat açısı kullanılmaktadır. Ama, örneğin bir cismin rektasansiyonu 12h20m denildiğinde, "acaba öğle vaktini mi kasdediyorlar?" diye kimse zırvalamaz. Dolayısıyla, astrolojide bir gezegenin Ekliptik boylamı örneğin 04°36' Terazi olarak veriliyorsa, aklı başında bir astronom bunun Vernal noktadan itibaren 184.6 yay derecesi olduğunu anlar. Üstelik, kendini bilen hiçbir astronom, "Terazi burcu ileriye kaydı, şimdi göğün o kısmında Başak burcu bulunuyor!" türünden saçmasapan bir laf geveleyip kendini rezil etmez. Çünkü, presesyon yüzünden ötelenen arka planda burçlar yoktur ama takımyıldızlar vardır. Yani, ileriye kayan sadece Terazi takımyıldızıdır.

Kısaca "presesyon" olarak bilinen gök olayı, Yerküre'nin rotasyon düzlemi ile revolüsyon düzlemi arasındaki eğimin yönündeki gravitasyondan mütevellid periferal sapmadır. Bildiğimiz gibi, Yerküre hem kendi etrafında dönüyor, hem de Güneş'in etrafında. Kendi etrafında döndöndüğü için, geceleyin uzun süre gökyüzüne baktığımızda, yıldızların Doğu'dan Batı'ya doğru kaydıklarını farkederiz. Aslında, bu sırada bütün gökyüzü Doğu'dan Batı'ya doğru kaymıştır. Yerküre'nin Ekvator çemberini Yer'in merkezini esas alarak göğe projekte edersek, bu günlük gök hareketinin referans düzlemi olan "Gök Ekvatoru"nu çizmiş oluruz. Diğer yandan, Yerküre'nin Güneşin etrafında dönmesi sebebiyle, Güneş'i yıl boyunca gökyüzünde hareket ediyormuş gibi görürüz. İşte, Güneş'in görünen hareketini yıl boyunca izlersek, arka planda yıldızların olduğu gökyüzünde aynı "Gök Ekvatoru" gibi bir çember oluştuğunu görürüz. Bu çembere de "Ekliptik" diyoruz.

Göğün günlük hareketinde, gök cisimleri Doğu'dan Batı'ya doğru akarlar. Bunun sebebi Yerküre'nin kendi etrafında dönmesidir. Ancak, Güneş'in yıllık görünen hareketi Batı'dan Doğu'ya doğrudur. Bunun sebebi de Yerkürenin Güneş etrafında dönerken gittiği yön ile ilgilidir.

Göğe çizdiğimiz "Ekvator" ile "Ekliptik" çemberleri üstüste gelmezler ve sadece aralarında 180° olan iki noktada çakışırlar. Bu noktalara "İlkbahar" ve "Sonbahar" noktaları, veya "Ekinoks"ları diyoruz. Astronomide İlkbahar noktasına hâlâ "Koç'un ilk derecesi" denir. Çünkü, bu noktadan itibaren "Koç burcu" başlar. Ama, bunun "Koç takımyıldızı" ile bir ilgisi yoktur.

Ekliptik çemberi ile Gök Ekvatoru çemberinin düzlemleri arasında yaklaşık 23.5 derecelik bir fark vardır. Bu farka "Ekliptiğin eğimi" denir. Bu sayede de mevsimler oluşmaktadır.

Bütün evrende olduğu gibi, Güneş-Ay-Yerküre arasında da daima bir çekim vardır. Gravitasyon denilen bu kütlesel çekim yüzünden, küçük çapta da olsa, Yer'in hem kendi etrafındaki dönüşü hem de Güneş'in etrafındaki dolanımı etkilenir. Diğer gezegenler için de durum aynıdır. Yani, gökyüzünde sürekli ama sessiz bir rekabet vardır. Kütlesinin büyüklüğü oranında her gökcismi diğerini kendine doğru çeker. Bu itiş-kakış sonucunda, hem Ekliptiğin eğimi değişir hem de Ekliptik düzleminin tepe noktası değişir. Ancak, bu çekim güçleri farklı olduğundan ve çekimi yaratan gökcisimleri de sürekli hareket halinde olduklarından, değişimler tekdüze değildir.

Bu değişimler çok uzun zaman aralıklarında ancak farkedilebilir olduğu için, günlük ölçümlerdeki sapmalar o kadar küçüktür ki, önemsenmeyebilir. Nitekim, bu yüzden eski devirlerde uzun süre farkedilememiştir.

Biz burada değişimin nasıl olduğunu noktalayıp sonucuna bakacağız. Kısacası, uzun süre gökyüzünü izleyebilirsek, sonunda görürüz ki Ekliptik çemberi ile Gök Ekvatoru çemberinin kesiştiği noktalar, arka plandaki yıldızlara göre değerlendirildiğinde, yavaş yavaş ve Ekliptik çemberi üzerinde geriye doğru kaymaktadır. Bu geriye kayma durumunda da, yıldızları sanki Ekliptik çemberine paralel olarak ileriye doğru gidiyormuş gibi görürüz. Ancak, bunu görebilmek için birkaç yüzyıl boyunca göğe bakmak gerekiyor. Zira, bu kayma hareketi yılda yaklaşık 50 yay saniyesi kadardır. Diğer bir deyişle, 72 sene sonra sadece bir derecelik bir kayma olduğu farkedilebilir. Ama, yine yaklaşık olarak 2160 sene sonra baktığımızda, 30°lik bir kayma ile karşılaşırız.

Daha önce de belirttiğim gibi, presesyon hareketi tekdüze değildir. Dolayısıyla, uzun aralıklardan bahsederken daima yaklaşık değerler ile konuşmak zorundayız. Ekliptik çemberi üzerinde geriye kayan İlkbahar noktasının tekrar aynı yere gelebilmesi için yaklaşık 26000 sene geçtiği varsayılmaktadır. Toplam lunisolar ve planeter presesyonun bu kadar uzun süreyi kapsayan polinomik tanımı bilimsel açıdan sadece hipotetik olarak vardır. Buna bağlı olarak ekliptiğin eğimindeki değişim peryodu da kesin değildir. Bu konu ile bilimsel düzeyde ilgilenenler, başkanlığını yaptığım "TETRAKTYS Research Centre" web sitesinde yayınlanmış makalelerimi okuyabilirler.

Aşağıdaki grafikte, Gök Ekvatoru (yeşil) ile Ekliptik (açık mavi) çemberini ve buna dikey olarak (koyu mavi) 30°lik Ekliptik dilimlerini görüyorsunuz. Günümüzde, İlkbahar noktası (Gök Ekvatoru ile Ekliptiğin kesiştiği nokta) Balık takımyıldızının (Pisces, Psc) alanı içinde kalıyor. Ekliptiğin 0°-30° arasındaki dilimi olan Koç burcu da Balık takımyıldızındadır. Keza, 30°-60° arasındaki Boğa burcu dilimi de Koç takımyıldızının (Aries, Ari) alanı ile az miktarda Boğa takımyıldızı (Taurus, Tau) alanındadır. 300°-330° dilimi olan Kova burcu da Oğlak takımyıldızına (Capricornus, Cap) rastlar, ve saire.

Bundan yaklaşık ikibin sene önce, Koç takımyıldızının (Aries, Ari) alanı ile Koç burcu, yani Ekliptiğin 0°-30° dilimi örtüşmekteydi. Aşağıdaki resimde ikibin sene önceki gökkürede İlkbahar noktasının konumunu görüyorsunuz. Ekliptiğin 30°lik dilimleri değişmemiştir, ama arka plandaki yıldızlar ve dolayısıyla takımyıldızlar Ekliptik çemberi boyunca kaymıştır. İşte, bütün mesele bundan ibaret.

M.Ö. 4000 - M.S. 10000 arasında İlkbahar noktasının Ekliptik çemberi boyunca geriye doğru nasıl kaydığını hareketli olarak görmek isteyenler için iki animasyon sayfası hazırladım:

Presesyon-1 sayfasında geniş ölçekli olarak 2000 sene arayla İlkbahar noktasının hareketini izleyeceksiniz.

Presesyon-2 sayfasında ise daha dar ölçekte ama 1000 sene arayla aynı olayı izleyebilirsiniz.

Sayfa yüklenirken biraz sabredin. "Geri Dön" yazısını tıkladığınızda yine bu sayfadasınız.

İlkbahar noktasının geriye kaydığını ilk kez M.Ö. 2. yüzyılda Rodoslu Hipparkos farketmiş. Aslında Bitinyalı olan bu Grek astronom, gözlemlerini hep Rodos adasında yaptığı için böyle anılır. Astronomi bilgisiyle birlikte, dairenin 360 dereceye bölünmesiyle oluşan 60'lık sistemi Babil'den öğrenip Batı dünyasına ilk defa getiren de Hipparkos'dur. Kendisinden ikibin yıl önceki eski Babil astronomlarının kayıtlarında, İlkbahar noktasının Boğa (Taurus) takımyıldızına rastladığını farkederek ilk kez presesyon olayını farkeden kişi olarak tarihe geçmiştir.

Hipparkos'un bu tesbiti ile, kendi döneminde İlkbahar noktasının Koç (Aries) takımyıldızına rastlamasına izafeten, burçların ilkine bu ad verilmiş oluyor. Daha sonra bu alışkanlık devam edegelmiş. Yaklaşık her ikibin senede bir burçların adlarını değiştirmenin pratikte bir anlamı olmayacağından, aynı adları günümüzde de kullanıyoruz. Bu yüzden, arka planda hangi takımyıldızın olduğu hiç önemli değildir.

Aslına bakarsanız, Babil'den önce Ekliptik sadece 90°lik dört ana kadrana ayrılırdı ve bunlara sırasıyla Boğa, Aslan, Kartal, İnsan adları verilirdi. Daha sonra, bunlardan her kadranın ilk 30'luk dilimi olan Boğa, Aslan, Akrep, Kova burçları türemiştir.


Haluk Akçam 2005

Türkiye

Dünya

Ekonomi

Deprem

Sağlık

Güncel

Kişisel Danışmanlık

Ticari Danışmanlık

Özel Danışmanlık

Copyright © 2005 Haluk Akçam - Bu sitede yer alan her türlü yazı, resim, grafik, program ve bilginin telif hakkı MİSKET yazılım ve danışmanlık Ltd.Şti.ne aittir.