PDF dosyası 124 Kb

ŞAHSİYET  ANALİZİ

M. Halûk Akçam

2 Ekim 1979

(Tekamül Grubu için yapılan bir konuşmanın özetidir.)

 

Bedenli insan vaziyetinde olan bizler, beden konisinin bir ucu durumunda bulunan bedenimizi dört yönlü tanımak zorundayız. Bahsedilen portre mevzuu bu uç noktayla, yani; fizik bedenimizi kullanma haliyle direkt ilgili olan bir konudur. Bugünkü şartlarımız içinde, bizler hiçbir zaman mevcut beden konisinin, bizim üstümüzde yükselen bu muğlak koninin tam manasıyla sahib-i selâhiyet bir unsuru değiliz. Esasında bizim bugünkü halimiz, bu beden konisinin esas fonksiyonundan yararlanan ve bizim derûnî / üstün yönümüzü ortaya koyan şuurla kıyaslanamayacak bir durumdur. Bizim bugünkü pozisyonumuz, şu içinde bulunduğumuz kalıbın şartlarıyla kısıtlanmış ve bu kalıbın realitesine adapte olmuş bir özelliğe sahiptir. Bugün için, bizim önümüzdeki tatbikat sahamız dünyadır ve bu tatbikat sahası üstünde en belli başlı işimiz madde ile uğraşmaktır.

Aynı vasatta bulunduğumuz diğer varlıklarla birtakım münasebetler içinde olmamızdan dolayı, sosyal bir çevre içinde muayyen bir şahsiyet kalıbına yönelmek durumunda ve mecburiyetinde hissetmekteyiz kendimizi. Bu mecburiyet, hissi kendimizi fizik bedenin realitesine adapte etmiş olmamızdan dolayıdır.

İnsan varlığı, bulunduğu ortam içinde nâmütenâhî tesirler arasında tatbikat yapma durumundadır. Burada, varlığın mevcudiyeti bir tek unsur ile ortaya çıkmaktadır. O da şuurdur. Yani, kendi öz şahsiyeti ve kendine has prensipleridir. İnsanların dikkat etmeleri lâzım gelen nokta, gayrişuuri yaşayışlarının tesbiti ve bu tesbit sonunda ortaya çıkan portreye hâkim olunmasıdır. Yani, varlığın dünya üstündeki hayatını belirli prensiplere uygun bir sistematiğe sokması gerekir. Bizler, yaşadığımız hayat içinde çoğu zaman gayet mesuliyetsizce ve herhangi bir ön araştırmaya ihtiyaç hissetmeden çeşitli hükümlere varmaktayız. Bu bakımdan, işe kendimizden başlamamız gerekir. Kendi şahsiyetlerimizin boşluklarını görüp bu boşlukları tesbit etmeliyiz ve bu tesbitten sonra ortaya çıkacak portrenin hâkimi olmalıyız. Faaliyetlerimizin ve yaşayışlarımızın kontrolümüz dışına taşmalarına müsaade etmemeliyiz.

Burada ilk yapılacak iş, ferdin kendi kendini objektif olarak müşahade edebilmeyi öğrenmesidir. Bu hususta bizim için bir zaman tahdidi yoktur. Bu şekilde bir portreyi çizebilmek durumunda olan şahıs, dış çevre karşısındaki kendi varlığının bu dış çevre üzerinde ne gibi reaksiyonlar meydana getirdiğini ve bu çevre ile olan irtibatlarının neler olduğunu ve daha ziyade hangi kanalların işlemesiyle kurulduğunu tesbit edebilir.

Dünya insanı, bünyesinde çeşitli alış-veriş kanallarını ihtiva eden bir bedene sahiptir. Bu beden, onun bu vasattan elde edeceği bilgileri, intibaları aktarabilmek için gerekli her türlü techizatla techiz edilmiş durumdadır. Tek başımıza bir yaşantı içinde bulunduğumuz takdirde, kendi portremizin tarafımızdan çizilmesi imkansız denebilecek bir şekilde güçleşir. Zira, kendi karakteristik vasıflarımızı ancak dış çevre dediğimiz aynaya aksedeniyle tesbit etmek durumundayız. Bu karakteristik noktalar; en önemli alışkanlıklarımız, komplekste olduğumuz noktalar, komplekslerimizin çıkış bulduğu noktalar ve çeşitli hayat sahalarındaki davranışlarımız arasındaki farkın sebepleridir. Fertler, en büyük körlüğe kendi alışkanlıkları yüzünden düşerler. Alışkanlıkların bilinmesi mühimdir.

Kompleksler, insanın basit birtakım tesirleri değerlendiremeyişiyle ortaya çıkarlar. Kompleksin esas manası, ferdin muhatap olduğu herhangi bir tesiri o güne kadar kurduğu şuuri sistem içine oturtamayışı veya bu tesirin kendi şuuri sistemi ile net bağını kuramayışıdır. Burada, ferdin yapacağı yegane şey, belirli tesirler karşısındaki reaksiyonlarını ve o tesirleri kabul ediş, değerlendiriş tarzını iyi kontrol altına almasıdır. Ferdin kendi alışkanlıklarını tanıması için teessüri mekanizmanın çalışmasını; kendi hayatında hangi düğmeye basınca hangi mekanizmanın çalıştığını iyi bilmiş olması gerekir. Bunlar, o ferdin teessüri hayatında otomatik çalışan mekanizmalardır ve ferdin şuuri olarak dolduramadığı boşlukları doldururlar.

İnsanlar, kendilerini dış tesirler karşısında korumak için ve kendi kafalarındaki dışa uymayan düzenin hayatiyetini devam ettirmek için öyle şahsiyetler meydana getirirler ki, bunlar dıştan bakıldığı vakit sanki pırıl pırıl parlıyormuş gibi görülür. Bu yalancı şahsiyetleri ortadan kaldırmaya çalışmak ve korunma kalkanlarını kontrol edip lüzumsuz olanlarını atmak gerekir. Bu alanda samimiyetsiz bir tatbikata; çevre adına, çevre üzerinde kendi egosu lehine meydana gelecek tesirler adına bir tatbikata yönelmiş insan, yükselmekte olan havagazı dolu bir balondan farksızdır ve patlamaya mahkûmdur. Bu, onun parçalanmasına, paralanmasına sebebiyet verecek ve büyük ısdıraplarına malolacak bir neticedir.

İnsanın hayat akışı ile sürtüştüğü bu noktalarda, sürtüşmenin gayesi o ferdin sivriliklerinin törpülenmesi olmaktadır. Bu engeller, kendi analizimizde yardımcı olacak unsurlardır. Bizler, normal hayatımızın akışını yaşamaya ve mümkün olduğu kadar bilerek yaşamaya bakmalıyız. Hayatımızın normal akışını değiştirmek bir yana, bu normal akışı bozucu ek tesirleri bertaraf etmeye bakmalıyız. Bunlar; bizim bilgi hazımsızlıklarımızdır, egoist davranışlarımızdır, bir bakıma gururlandığımız noktalardır, dış çevreyi tanıma noktasında aciz kaldığımız hususlardır. Bize, hissi olmayın denemez. Hissi olmayı öğrenelim. Ancak, his hayatımızın bile tarafımızdan muayyen bir kontrol altında, muayyen bir bilginin ışığında yöneltilmiş olması gerekir.

Ferdin hadise grupları içerisindeki pozisyonu, sadece bir araştırıcı olmak durumundadır. Fert, eğer görüşündeki hadiseler hakkında ve dünya planı hakkında birtakım kendi çapında bilgilere sahipse; yapabileceği yegane şey, karşılaştığı hadiselerle kendi öz şahsiyeti arasındaki ilişkileri düşünmek olacaktır. Dünyadaki hadise grupları arasındaki fertlerin, o hadise gruplarından kazandıkları çoğunlukla intibalardır. Bu intibalar, uzun boylu düşünceye bağlı olan intibalar değildir. Bunlar, bir anda - o hadiseye ilk intibak anında - ferdin şuurunda uyanan ve hakikate en yakın olan intibalardır. Çoğunlukla mühim olan ve kıymetli olan; ilk edinilen intiba ve bu intibaın derhal o anda fert şuurunda yapılan acil bir muhasebesidir. Zira, fert o anda herhangi bir dünyevi düşünce kombinezonu ile bağlı olmadan çalışmaktadır.

İlk intiba anındaki üstün kıyas, ekseri doğru olmaktadır. Zira, ilk kontakt halinde, dünyevi olan birtakım yalancı kombinezonlar ve endişelere dayanan fikir silsileleri, bu temasta alınan tesire müdahale etmek imkanını bulamazlar. Bunu devam ettirebilmek için, bu saflığı bozan tesir kaynaklarını izale etmek gerekir. Bu intibaı canlı olarak muhafaza edebilmek için devamlı hatırda tutmak lazımdır. Bu hal, dünyevi fert şuurunun fert sınırları üzerinde bir faaliyet göstermesine bağlı bir husustur. Bunun aksi halinde, zaten fert müteakib faaliyetlerinin meydana koyduğu fikir yapılarının ötesine geçemeyeceği için ve bu yapılardan ibaret bir şuur hali içinde bulunacağı için, o saf intiba hiçbir zaman ferdin bu karışık şuur hali içinde hayatiyet kazanamaz, hayatiyetini devam ettiremez. Bunun ötesindeki düşünce faaliyetleri, bu intibaların dünya tatbikat vasatına aktarılması veya tahkik edilmesi uğrunda, ferdin kendi potansiyelinin onu zorlaması neticesinde meydana gelen faaliyetlerdir.

Hadise grupları gelip çattığı vakit, bunları ilk anda çözebilecek bir dikkat halini üzerimizde bulundurmamız gerekir. Yoksa, bir kontrol yapmak adına, tamamen katı bir sistemde, içinde her türlü hadiseye dirsek çevirip kendi esas olmayan tahayyüli prensiplerimizin lehine bu hadiseleri tefsire gidersek, bizin bu çemberi kırmamıza imkan kalmaz. Bu prensip sistemimizin temel direkleri olacak olan ana prensiplerimizin - kabul ettiğimiz ana prensiplerimizin - hatalı, eksik ve çürük olması ihtimalleri de mevcuttur. Fertler düşünce faaliyetlerinin mahkûmu olmak durumunda kalıyorlarsa, bu mahkûmiyet onların edindikleri birtakım fikirlerle kendilerini bağlı addetmelerinden doğmaktadır. Zira, edindiği fikirler ve dış çevreden aldığı intibaları değerlendirişi, o ferdin intibalar karşısında diktiği yalancı şahsiyetlerinin tesiriyle yanıltılmış veya bozulmuştur.

Vicdan mekanizmasının kompleksler arasında ve kompleksli bir yaşantı içinde sesini net duyurabilmesi çoğunlukla mümkün olmayan bir durumdur. İnsan bu kompleksli hayatın içinden sıyrılmaya çalıştıkça, vicdan mekanizmasının sesini gittikçe daha netlikle duymayı becerebilir. Vicdan mekanizması, değişik kategoride ve dünyevi düşünce sisteminin ötesindeki bir kaynaktan beslenen bir kanal, bir mekanizma olmaktadır. Vicdan sesi, bir bakıma ruhi bir planla irtibat anlamınadır.

Kendi hayatlarımızın mütalaasında, kafamızın içinde mevcut olan en doğru bildiğimiz ölçülere uysa bile, hiçbir zaman mevcut olan düzeni mutlak olarak veyahut yegane miyar olarak ele almamalıyız. Burada bizim ölçümüz, çevremizi kuşatan ahenktir. Bu ahengin tarafımızdan anlaşılmış olması bize esas ölçüyü verecektir. Çevrenin ahengini tesbit edebilmemiz için; o ahengin paralelinde, ona uygun bir ahenk içine - yaşayış, prensipler ve düşünce sistemi bakımından - oturmamız gerekir. Ferdin dış çevrenin ahengine uygun bir ahenk içinde bulunma zarureti, onun kendi üzerinde yapacağı rötuşların yapılabilir hale gelmesini icab ettirir. Yani, artık fert olgunluk haline ulaşmak durumundadır. Artık, her türlü rötuşu kabul edebilme durumundadır ve egosunun sert duvarlarını çatlatmıştır. Bir insanın prensip tatbikatçısı olması için, olmasını hazırlayan sebeplerin en başında, çevreden gelen tesirlerin o insana direkt olarak çarpma imkanına sahip olması gerekir. Prensip tatbikatçısı olabilmemiz için, çalışmanın bizzat kendi adımıza yapılmış olması gerekir.

Verimli bir çalışma düzeninin tahakkuku için önce şahsi portrenin hakimi olmak gerekir. Bu şekilde bir portreyi çizebilme durumunda olan şahıs, dış çevre ile olan irtibatlarında vereceği hükümleri tekrar tekrar gözden geçirmek durumundadır. Karakteristik vasıflarını tesbit edip bunların dış çevre ile arasındaki bağların ilişkisini ortaya çıkararak, bunların sapık ve aksak olanlarını tasfiye yoluna gider. Burada, sistematik bir düşünce sistemine sahip olunması gerekir.

Bu sistematik düşünce sistemi, bizim müşahedelerimizin, analiz ve sentezlerimizin muayyen bir sistem dahilinde - gelişi güzel değil - bizim tarafımızdan hâkim olunan bir sistem dahilinde yapılmış olmasını belirtir. Bunlar, bilginin sistematik şekilde alınışı ve bununla ilgili düşünce faaliyetlerini belirten hususlardır. Ayrıca, hedefin iyi tayin edilmiş olması da gerekir. Çalışmalarımız adım adım fakat gerekli bir konsantrasyona sahip bir düzenlenmeye girmiş olmalıdır. Tesbit yapıldıktan sonra gelen devrede, fert bilgi sınırlarını zaman zaman aşan problemlerle karşılaşacaktır ve bundan dolayıdır ki fert bu devrede her zamankinden daha fazla yardıma lâyık bir durumdadır.

Böyle bir faaliyetin içine, nefsaniyet kontrolü ve bunun daha üstünde olan diğer kontroller de dahildir. Bizim anladığımız mânâdaki bir nefsaniyet kontrolü çok şumullüdür ve bugün için dünyamızın yapmak durumundan çok uzak olduğu bir kontroldür. Bu bakımdan, his yönümüzün muayyen bir kaba sokulması bugün bizden istenemez. Bu, apayrı bir güç işidir. Ancak hayat akışı içinde yaşamasını öğrendikten sonra, normal üstü bir yaşamaya yönelebiliriz.

Bir dünya insanının bizzat bu vasatta tek başına bir hadise meydana getirmesi imkansızdır. Ferdin yaptığı sadece o hadiseye teveccüh etmesidir. Hadise grubunun ilk adım olarak bize kazandırmak için ihtiva ettiği hedef, bizim şuur bakımından kendi dünyevi şahsiyetimizin üzerine çıkmamızdır.

Bu organizasyonun dahilindeki ana prensipler belirlidir. Dünya mektebinde takip edilebilecek en doğru bir yol mevcuttur. İnsanlık, bugün büyük bir ısdırap dönemecini idrak etmektedir. Şunu iyice bilelim ki, bugün benimsemiş olduğumuz bütün prensipler, bütün bilgiler ve bunların muvacehesinde kurmuş olduğumuz sisteme ait düşünce maketi, esas içinde; tekamülümüzü yürütmekte olduğumuz ve yürütmeye mecbur olduğumuz sistemin kendisi olmadığı gibi, bizim imkansızlıklarımız ve kapasite noksanlıklarımız yüzünden, onunla da büyük farkları olan bir makettir. Artık, ayağımızı bastığımız geri zemin bize beklenen desteği vermeyecektir.

―○O○