10. GEZEGEN

HALUK AKÇAM

bu sayfa 14 Kasım 2006'da yenilendi

          

29 Temmuz 2005 günü Uluslararası Astronomi Birliği (IAU) tarafından yapılan 8577 sayılı açıklama, dünya basınında büyük ilgi gördü. IAU bülteninde, Neptün'ün yörüngesi ötesinde üç büyük yeni gökcismi bulunduğu haberi veriliyordu. Ancak, açıklamanın ilginç olan yanı, bu cisimlerden birinin Plüton'dan biraz daha büyük olabileceğini belirtmesiydi.

Aslında, gelişen teknoloji sayesinde son yıllarda Neptün gezegeninin ötesinde sürekli olarak yeni gökcisimleri keşfediliyor. Son açıklamada yer alan gökcisimleri de bu binlerce TNO (Trans-Neptunian Object, Neptün Ötesi Cisim)'den sadece üçü. Keşfediliş tarihine göre adlandırılan bu gökcisimlerinden son üçünün adları 2003EL61, 2003FY9 ve 2003UB313. Son hesaplara göre bunların çapları sırasıyla yaklaşık olarak 1380, 1650 ve 2700 km. Bizim gezegen olarak kabullendiğimiz Plüton'un çapının yaklaşık 2360 km olduğunu hatırlanırsa, özellikle 2003UB313 adlı yeni TNO'nun neden bu kadar ilgi çektiğini anlamak zor olmaz.

Neptün'ün yörüngesi dışına taşan alanda keşfedilen bu binlerce gökcismi, aynı zamanda yeni bir soruyu da akla getirmiş oldu: Acaba Plüton'un gezegen olarak sınıflandırılması bilimsel açıdan doğru mu? Bu konuyu iki sene önce sitemde yayınladığım bir makalemde size tanıtmaya çalışmıştım. Genel kanıya göre, aslında Plüton klasik gezegen tanımına pek uymuyor. Plüton'un da aslında Kuiper Kuşağındaki diğer küçük planet benzeri gökcisimlerinden biri sayılması gerekiyor. İlgilenenler için sözünü ettiğim eski makalem yararlı olabilir.

Bu yazımda ise daha çok 2003UB313 üzerinde duracağım. Zira, yapılan gözlemler şimdilik kısıtlı sayıda olsa bile, bu yeni keşfedilen gökcisminin çapının her bakımdan Plüton'unkinden biraz daha büyük olduğu açıkça belli. Bu gökcisimlerinin çaplarını kolaylıkla karşılaştırabilmeniz için aşağıdaki resim yararlı olabilir.

Karşılaştırmalı resimde; ilk sırada 2002LM60 (Quaoar), yeni keşfedilen 2003EL61 ve yörüngesinin büyüklüğü yüzünden hakkında çok konuşulmuş 2003VB12 (Sedna) yer alıyor.

İkinci sırada ise, yine yeni keşfedilen 2005FY9 ile Plüton'un uydusu Charon ve Plüton görülüyor. Üçüncü sırada da günümüzün kahramanı 2003UB313 ve karşılaştırmada ölçü oluşturması bakımından eski uydumuz Ay var.

Gökcisimlerinin tahmin edilen çaplarına göre oluşturulan küreler aslında gerçek fotoğraf değiller. Zira, çok uzaktaki bu küçük cisimlerin net görüntülerini alabilecek kadar gelişmiş bir teknolojiye sahip değiliz henüz. Sadece, Plüton'un albedosunu (Güneş ışığını ne oranda yansıttığını) belirlemek için yapılan gözlemlerde alınan sonuçlara göre, Plüton'un buradaki görüntüsü - bulanık ve fazla parlak olsa bile - gerçeğe daha yakın sayılabilir.

Plüton'un cüssesine göre çok büyük bir uydusu olması, bu Plüton-Charon ikilisinin aslında gezegen-uydu tanımından çok "çift gezegen" olarak değerlendirilmesine yol açtı. Yani - çift yıldızlar gibi - bu ikili de belirli bir gravitasyon merkezine göre birbirinin çevresinde dolanıyorlar. Geçen yılın sonunda ise, Plüton'un çevresinde, yörüngeleri Charon'un çok ötesinde ve çapları yaklaşık 100 km olan iki küçük uydu daha bulunduğu gözlemlendi. 

Diğer yandan, 2003UB313'ün de yaklaşık 350 km çapında bir uydusu olduğu kesinleşti. Ayrıca, yüzeyi donmuş su ile kaplı olduğu zannedilen 2003EL61'in de yaklaşık 310 ve 170 km çaplarında iki uyduya sahip olduğu saptandı. Kısacası, Neptün'ün ötesinde bambaşka bir alem var, keşfedilmeyi bekleyen. Anlaşılan o ki, Kuiper Kuşağı'ındaki bir sürü küçük gezegenin çekim alanına kapılmış çok sayıda uydu ile karşılaşacağız.

Küçük gezegenler içinde uydusu olanlara rastlamak pek ender görülen bir durum sayılmaz. Örneğin, Mars ile Jüpiter'in yörüngeleri arasındaki klasik asteroit kuşağında yer alan 243 sayılı ve 58 km çapındaki küçük İda'nın bile Dactyl adında bir uydusu var!

 

 

Hangi gökcisminin gezegen (planet) sayılabileceği tartışması son aylarda o kadar büyüdü ki, astronomlar 2006 Ağustos ayında Prag'da toplanan Uluslararası Astronomi Birliği'nin (IAU) 26. genel kongresinde bu konuyu da ele almak zorunda kaldılar. 24 Ağustos 2006 günü, IAU'ın resmî web sitesinde de açıklandığı gibi, 26. genel toplantının 5A sayılı kararı ile "gezegen" tanımı yenilendi ve bu tanıma uyan Merkür, Venüs, Yer, Mars, Jüpiter, Satürn, Uranüs, Neptün gezegen olarak nitelenmeye hak kazandılar. Dolayısıyla, onuncu gezegen hangisi olacak derken, Plüton'un kenara itilmesiyle gezegen sayısı sekize indi. Yine aynı toplantının 6A sayılı kararı ile, Plüton "cüce gezegen" olarak nitelendi ve Neptün'ün ötesindeki gökcisimlerinin sınıflandırılmasına prototip olarak gösterildi.

Ne var ki, Uluslararası Astronomi Birliği'nin 26. genel kongresinden çıkan 5A sayılı karar, hiç de kesin ve açık bir bilimsel kriter getirmiyor. Daha da ötesi, bilinen gerçekleri de hiçe sayarcasına - kurumun ciddiyetine yakışmayacak biçimde - zırvanın zırvası bir tanım ortaya koyuyor. Dolayısıyla, şimdiden büyük tepkiyle karşılanan bu kararın uzun ömürlü olacağını hiç zannetmiyorum. "Yörüngesini kuşatan bölgeyi temizlemiş olması" diye abuk sabuk bir ifadeyle tanımlanan üçüncü kriterden ne kasdedildiği açıkça belli olmadığı gibi, bu zırvalığa göre örneğin yörüngesi üzerinde en az yüzbin Trojan bulunan Jüpiter'i bile isterseniz gezegenden saymayabilirsiniz! Keza, Yer'in yörüngesine yakın binlerce küçük asteroid olduğuna göre, Yer'i de mi gezegenden saymayacağız? İnsan ister istemez kuşkulanıyor, acaba kongrenin son günü bu kararı onaylayanlar sarhoş muydu, diye! 

5A sayılı karar, yeni "gezegen" (planet) tanımından sonra ek olarak bir de "cüce gezegen" (dwarf planet) sınıfı yaratıyor. Bunlar da temizlik işini becerememiş olanlar! Diğer bir deyişle; Kuiper Kuşağı'ndan Plüton ve 2003UB313 ile Asteroid Kuşağı'ndan Ceres, bu "cüce gezegen" sınıfının en parlak adayları. Üçüncü sınıf olarak da Güneş Sistemi'nin küçük cisimleri belirtilmiş. Kısacası, eski tanıma göre sadece gezegenler ve küçük cisimler varken, şimdi bir de "cüce" gezegenlerimiz oldu. Ama bu arada "gezegen"in ne olduğunu tanımlarken - deyim yerinde ise - kaş yaparken göz çıkardılar!

Aslında, astronomi bilimi açısından, Plüton'un gezegen veya "cüce" gezegen sayılması hiçbir şeyi değiştirmez. Bilimsel araştırmalar devam eder, raporlar yazılır ve gelişme sürer gider. Önemli olan, bilim adamı diye geçinen üç-beş ahmağın bu tür tutarsızlıklarına alet olmuş bir kurumun bilimsel niteliğine düşen gölgedir. Ron Ekers'den sonra IAU başkanı olan Catherine Cesarsky'nin başı herhalde yakında fena ağrıyacak. Zira kendisi, gezegen tanımlama komitesinden geliyor.

 

 

Çapı 600 km'nin üstünde olan TNO'ları bilinen gökcisimleri ile karşılaştırabilmeniz için hazırladığım detaylı grafiği sayfanın en altında görebilirsiniz.

               

2003 UB313

           

Yukarıdaki görüntülerin en solda olanı hayalî bir resim. Gökcisminin büyüklüğü ve Güneş'e olan uzaklığı dikkate alınarak yapılan bu resim sayesinde, 2003UB313'ten baktığımızda Güneş'i sadece parlak bir yıldız gibi görebileceğimizi anlıyoruz. Kütlesel büyüklüğü yüzünden bu yeni gökcisminin de küre biçiminde olması gerekiyor. Ama, suyun donma derecesinin çok çok altında olan yüzeyinin görüntüsü hakkında hiçbir bilgimiz yok. Sadece, Plüton benzeri olduğu varsayılmaktadır. Dolayısıyla, bu gibi resimler ile karşılaştığımızda, bize sadece bir fikir versin diye hayalî olarak yapıldıklarını daima hatırlamalıyız.

Daha sonraki üç karede ise gerçek fotoğraflar yer alıyor. 1.5 saat ara ile 21 Ekim 2003 gecesi çok güçlü bir teleskop ile alınan bu görüntülerde, beyaz daire ile işaretli nokta 2003UB313, diğer noktalar ise sönük bazı yıldızlar. Ancak detaylı bir inceleme ile bu gökcisminin diğer yıldızlara oranla üç saat içinde yer değiştirdiğini farketmek mümkündür. Üstelik, özel bir kontrast tekniği ile belirgin hale getirilmiş olmasına rağmen, burada sadece beyaz bir noktadan öte bir şey görünmüyor. Ama, bu gibi çok uzaktaki küçük gökcisimlerinin gerçek fotoğrafları hep böyledir ve daha büyük bir görüntü elde etme şansımız da yoktur. Fotoğraflardaki kırmızılık, uygulanan kontrast tekniğinden kaynaklanmaktadır.

Bu yeni bulunan gökcismine verilecek ad konusunda, önce bir süre tereddüt edildi. Keşfeden gruptan birinin üç haftalık kızının adı olan "Lila" önerildi. Ayrıca, fantastik bir TV dizisinin dişi savaşçısı olarak tanınan "Xena" adı da bir ara pek revaçtaydı. Medyada ayrıca "Kali" gibi adların da yakıştırıldığı oldu. Sonuçta, 6 Eylül 2006 günü, gökcismini keşfeden grup resmî olarak "Eris" adını IAU komisyonuna teklif etti ve komisyon da tam bir hafta sonra bu teklifi kabul ettiğini açıkladı.

Eris, Eski Yunan mitolojisinde bir tanrıçanın adı. Uyumsuzluk ve anlaşmazlık gibi özelliklerin temsilcisi olan bu tanrıçanın adının seçilmesindeki sebep de, az öncesinde 26. IAU genel kongresinde yaşanan uzun tartışmalar ve gezegen tanımı üzerinde astronomların bir türlü anlaşamamış olmaları. Ancak, ad seçilirken inanın ki kimse astrolojik sembolizmi filan dikkate almıyor. Nitekim, Plüton'a ad verilirken de bir süre kararsızlık içinde kalmışlardı. Sonunda da küçük bir kız çocuğunun köpeğine verdiği ad olan Pluto seçildi. Bizde ise Fransızcanın etkisiyle adı "Plüton" olarak kaldı. Ama, astrolojiye mistik açıdan bakmayı yeğleyenler, daha sonra "yeraltı ve zenginlikler tanrısı" olarak bu küçük gezegen hakkında akılalmaz sembolik iddialarda bulundular. Gerçekte ise, Walt Disney'in çizgi kahramanı olan şirin bir köpekten esinlenmiş küçük kızın hatırası olarak zihinlere yerleşip kaldı.

Herhalde şimdi de aynı durumla karşılaşacağız ve astrologlar derhal Eris adlı tanrıçanın mitolojik özelliklerini bu yeni gökcismi ile özdeşleştirerek, dayanaktan yoksun bir sürü iddiayı ortaya savuracaklar. Oysa, belirttiğim gibi, son IAU kongresinde yaşanan tartışmalar ve anlaşmazlığın bir hatırası olarak bu yeni gökcismine "Eris" adını verdiler. Ancak, astroloji haritalarında yorum yaparken, sırf bu yüzden yeni "cüce gezegen"in uyumsuzluğa işaret ettiğini söylersek, bu zırvalığa artık kargalar bile gülerler! Zira, elimizde güvenilir bir istatistik oluşmadı henüz. Üstelik, yörünge eğiminin fazlalığı yüzünden, ekliptik düzlemine göre hesap yapan astrologların bu alanda ne kadar çok yanılgıya düşeceklerini de dikkate alırsak, sağlıklı bir istatistik birikim için daha çok bekleyeceğimizi düşünebilirsiniz.

Yeni Gezegenin Çapı Ne kadar?

Kısaca TNO denilen bu Neptün ötesi gökcisimlerinin büyüklükleri hakkında kesin bir yargıya varmamız mümkün değildir. Ancak, bilimsel temele dayalı bazı tahminlerde bulunabiliyoruz. Bu tahminlerde de, daha önceden başka gökcisimlerini gözlemlemek suretiyle elde ettiğimiz denenmiş verileri kıstas olarak kullanıyoruz. Bilimsel yöntem işte bu yüzden daima güvenilir oluyor. Diğer yandan, yeterli sayıda gözlem yapmadan alelacele birşeyler uyduranları ve sonradan gerçekler ortaya çıkınca moraranları da bu yüzden bilimsel olmadıkları için kınıyoruz.

Keşfediliş tarihinden ötürü 2003UB313 kod adını taşıyan yeni TNO hakkında Palomar Gözlemevi'nde araştırma yapan M. Brown, C. Trujillo ve D. Rabinowitz adlarındaki üç astronom da, keşiflerinin üstünden iki seneye yakın bir süre geçmesine rağmen, bilimsel bir rapor yayınlamak için henüz erken olduğunu düşünerek çalışmalarını sürdürmüşler. Fakat, bazı kurnaz münasebetsizlerin bu grubun gözlem kayıtlarını çaldıkları anlaşılınca, vakitsiz de olsa yeni keşfin açıklanması kaçınılmaz olmuş. Kısacası, parametreleri bilimsel kesinlik kazanmadan erken doğan bu yeni gökcismi, aslında adi bir hırsızlığın kurbanı. Herhalde, mistik astroloji ile uğraşanlar için bu özelliğin bir anlamı vardır. Bilimsel astrolojide ise bu gibi hikayelerin bir değeri olmuyor.

2003UB313 ve uydusu hakkında 2005 Ekim ayından bu yana yayınlanan raporları incelersek, bu iri gökcismi ile ilgili bazı sayısal verilerin güvenilir nitelik kazandığını söyleyebiliriz. 

Küçük gökcisimlerinin çaplarının belirlenmesi için belirli bazı yöntemler var. Ancak, bunlar dolaylı yöntemler olduğundan, hata payı genellikle yüksek çıkıyor. Ölçümler genellikle gökcisminin ışığı yansıtmasına bağlı olduğundan, yüzeyi hakkında fazla bilgimiz olmadığında tahminler de çoğalıyor. Teorik olarak ışığı % 100 yansıtıyor olsa bile, 2003UB313 için en düşük çap tahmini 2210 km sınırındadır. Yani, hemen hemen Plüton kadar. Ancak, pratikte bu kadar yüksek albedoya sahip olması pek mümkün değil. Dolayısıyla, Plüton'dan biraz büyük olması olasılığı kesinlik kazanıyor. En yüksek çap tahmini de bu gökcisminin Plüton'un uydusu Charon gibi ışığı fazla yansıtmayan bir yapıda olmasına dayalı. Bu durumda ise çapı en çok 3550 km kadar olabilir görünüyor. Plüton ile aynı yüzey özelliğine sahip bulunması halinde ise çapının yaklaşık 2860 km kadar olması bekleniyor.

İlgilenenler için, 2003UB313'ün şu sırada geçerli sayılan fiziksel parametrelerinin limitleri şöyle:

HV = -1.14 ±0.03   ve   pV = +0.69 ±0.24

Bu durumda, çapı (D) km cinsinden yaklaşık olarak gösteren şu basit formülü uygularsak:

log10 (D) = 3.1236 - 0.2 × HV  - 0.5 × log10 (pV)

2003UB313'ün çapı için 2700 (+700;-400) km gibi bir değer buluruz. Bu yaklaşık 2700 km değeri de bize yeni gezegen adayının Ay ile Plüton arasında bir büyüklükte olduğunu gösterir. Ancak, güvenilir hesapların yapılabilmesi için, gerek mutlak kadir (absolute magnitude) gerekse geometrik albedo parametrelerinde nümerik hata payının 1/20'nin altına düşmesi gerekmektedir. Dikkat edilirse, özellikle albedo tayini yapılmaksızın benzeri gökcisimleri ile aynı kategoriden olduğu varsayıldığı için, bu konuda şimdilik kesin konuşmamakta fayda vardır. Diğer yandan, bilimsel açıdan kesinlik taşımıyor diyerek bazı şarlatanların ortaya attığı iddialara da kanmamak gerekiyor. Yani, bu gökcisminin Ay'dan daha büyük olma şansı hiç yok.

En son 2006 Haziran ayındaki termal analiz sonuçları H = -1.16 ±0.01 (IRAM) ve p = 0.60 ±0.15 (Bertoldi) kabul edilirse çap 3000 ±400 km oluyor. Ama, görüntü analizi sonuçları H = -1.12 ±0.01 (Rabinowitz) ve p = 0.86 ±0.07 (Brown) kabul edilirse bu kez çap 2400 ±100 km oluyor. Yine Brown ve ekibine göre, (B-V) = 0.71 ±0.02 olarak tahmin edilmekte. Sonuç olarak, her iki analiz sonucunun ortalamasına göre (H=-1.14 ve p=0.69) çapın yaklaşık 2700 km olduğu düşünülebilir.

Yeni Gezegenin Uydusu

     

10 Eylül 2005 gecesi, Keck Gözlemevinde 2003UB313'ün bir uydusu keşfedildi. Astronomların Gabrielle adını yakıştırdıkları ama bilimsel adı kayıtlara S/2005-2003UB313-1 diye geçen bu uydunun ortalama 350 km çapında olduğu tahmin ediliyor. Yaklaşık 14 günlük dolanım peryodu olan bu küçük uydunun 2003UB313'e uzaklığı da ortalama 36000 km kadar.

Yukarıda, soldaki resim Keck Gözlemevinde alınmış en iyi görüntü. Bu planetoit (gezegenimsi) ile uydusunun alışılagelmiş küre biçimi yerine kırmızı renkte alev yumağı gibi görünmesi sizi şaşırtmasın. Son derece karanlık ve uzakta olan bu küçük gökcisimlerinin farkedilebilmesi için özel bir fotoğraf tekniği uygulanıyor ve sonunda ancak bu elde edilebiliyor.

Sağdaki resimde de karşılaştırmalı olarak aynı teknikle çekilmiş Plüton-Charon ikilisini ve yeni bulunan 2003UB313 ile uydusunu yanyana görüyorsunuz. Ölçeğe dikkat ederseniz, uydusu ile yeni gezegenin arasında sadece yarım yay saniyesi (0.53") kadar açıklık yakalanabilmektedir. Bunun yaklaşık 36000 km olduğunu düşündüğünüzde, görüntülerin analizinin ne kadar zor olduğunu tahmin edebilirsiniz. Charon'un Plüton'dan uzaklığı ise 19571 km. Yeni uydunun albedosu (yansıtma faktörü) Charon'a göre on kat daha az olduğundan, karşılaştırmalı görüntüde ışık yoğunluğu arttırılmıştır. 10-11 Eylül 2005'de alınan bu görüntülerde, Plüton 14.0 ve 2003UB313 ise 18.8 kadir (Vmag) parlaklığındadır. Diğer bir deyişle, Plüton aslında 2003UB313'den 83 kez daha parlak görünür durumda!

Yeni Gezegenin Yörünge Elemanları

Bir gökcisminin ne zaman nerede olacağını önceden bilebilmek için, önce Güneş'in etrafında dolandığı yörüngesinin belirlenmesi gerekiyor. Daha sonra da gerekli pertürbasyon uygulaması ile bu cismin yerini gösteren almanaklar hazırlanıyor. Yeni keşfedilen bir cismin yörüngesinin tayini için, öncelikle çok sayıda gözlem yapılması gerekmektedir. Değişik tarihlerdeki yerini saptadıktan sonra, bu değerlere göre cismin yörünge elemanlarının hesaplanması zaman alan bir işlemdir.

Küçük gökcisimlerinin yörünge tayininde güvenilir dört kurum var: Bunların ilki, Lowell Gözlemevi'ndeki E. Bowell'in ekibi. Web sitesinde sürekli olarak yeniledikleri "astorb.dat" adlı elektronik dosyada (86 Mb) 337000'den fazla asteroidin yörünge elemanları bulunuyor. İkinci güvenilir kaynak, MPEC (Minor Planet Ephemeris Center) tarafından yayınlanan "mpcorb.dat" adlı dosya (59 Mb). Bunda da 300000'den fazla cisim var ve sürekli yenilenmekte. Üçüncü kaynak ise NASA-JPL'ye bağlı DASTCOM tarafından yayınlanan "elements.numbr" ve "elements.unnum" adlı dosyalar (35 Mb). 336000'den fazla asteroidin yer aldığı bu kaynakta artık eskiden olduğu gibi bazı küçük hatalara rastlanmıyor. Bir de gecikmeli olarak yayınlanan ve farklı formattaki AstDyS Database dosyaları var ki onlar da karşılaştırma açısından güvenilir kaynak sayılır. Ancak, farklı epoklar ve sentetik değerler kullanıyorlar.

Eğer SkyMap, StarryNight veya Guide gibi PC için tasarlanmış amatör astronomi similasyon yazılımları kullanıyorsanız, MPEC tarafından özel olarak hazırlanan küçük dosyaları peryodik olarak kopyalayarak bu gökcisimlerinin ne zaman nerede olduklarını sanal ortamda görebilirsiniz. Amatörler için bir de Riyal adlı bedava astroloji yazılımını öneririm. Hernekadar astroloji konusunda pek parlak değilse de, J.A. Revilla'nın "Riyal"i asteroitlerin yerlerini doğru biçimde görebilme açısından iyidir.

2003UB313'ün 2006 epoku için verilen J2000 yörünge elemanları ortalama değerlerdir. Zira, sadece yaklaşık 187 gözlem raporuna dayanan bu hesaplamaların kesin sonuçlar vermesi imkansız. Aşağıdaki tabloda bu değerleri görüyorsunuz:

a e i W v M Kaynak ve Epok
67.68167295 0.44134408 44.183782 35.871258 151.473473 197.695997 E. Bowell 20060614
67.6700187 0.4417510 44.18694 35.86957 151.42911 197.63680 MPEC 20060306
67.6690379 0.44176230 44.18721 35.86938 151.42889 197.6380313 DASTCOM 20060306

Yörünge elemanlarının özelliği şöyle:

a : Astronomik birim (AU) cinsinden yörünge yarı büyük ekseni. 1 AU = 149597870.691 km. e : Eksentrisite, yörüngenin basıklığı. i : Yörüngenin ekliptik düzlemine eğimi. W : Çıkma düğümünün ortalama boylamı. v : Perihelin ortalama boylamı. M : Ortalama anomali boylamı.

Soldaki şemada ise 2005'de 2003UB313'ün Güneş Sistemindeki konumunu görüyorsunuz. Güneş ortada ve kırmızı nokta ile gösterilmiş. Çıkma düğümüne göre beyaz ve gri renkteki yörüngeler de içten dışa yeşil noktalar ile belirtilen Satürn, Uranüs, Neptün ve Plüton'a ait. En dıştaki mavi yörüngede ise yeni gezegen adayımız bulunuyor.

2003UB313'ün yörüngesinin diğer gezegenlerden ne kadar farklı olduğunu burada açıkça görmek mümkün. Basıklığının yanısıra, özellikle yörüngesinin 44°lik aşırı eğimi karşısında Plüton'un 17°lik yörünge eğiminin bir anlamı kalmamış oldu.

2003UB313, Güneş'e en yakın konumda (37.7 AU) olacağı 2256 yılında bile Neptün gezegeninden daha uzakta kalacak. Yörünge yarı büyük eksenine göre hesaplarsak, dolanım peryodunun 556.57 sene olduğu sonucuna varırız. Bu da bize bir önceki en yakın konumunun 1700 yılında olduğunu gösterir. Senede ortalama 38.8' kadar ilerleyen bu gökcisminin 30°lik hareketini ortalama 46 senede tamamlayacağını düşünürsek, ne kadar yavaş yol aldığı ortaya çıkar. Diğer yandan, yörünge eksentrisitesinin ve eğiminin büyük olması sebebiyle, ekliptik boylamındaki senelik hareketi 1°59' (1672) ile 0°13' (2017) arasında değişecektir.

Karşılaştırma açısından, Plüton'un yörünge peryodunun yaklaşık 248 sene, yarı büyük ekseninin 39.5 AU, eğiminin 17° ve eksentrisitesinin de 0.25 olduğunu hatırlayalım. Güneş sistemindeki diğer gökcisimleri ile 2003UB313'ü karşılaştırmak isterseniz, Güneş sistemi hakkındaki sayfamdan yararlanabilirsiniz.

Astrolojik açıdan baktığımızda, 2003UB313'ün Koç burcuna 1922/25 yıllarında girdiğini ve 2044/48 yıllarına kadar bu burçta kalacağını görüyoruz. 2144/47 yıllarında da Boğa burcundan çıkmış olacak. Yani, 126 sene Koç'ta, 103 sene Boğa'da, daha önce de 80 sene Balık'ta durduğu düşünülürse, 19.-22. yüzyıllarda pek hareketli olamayacağı anlaşılıyor. Oysa, 17. yüzyılda Yengeç'te 21 yıl, Aslan'da 16 yıl ve Başak'ta 18 yıl kalmış. Elbette ki bu farklılıklar yörüngesinin fazla basık ve eğiminin aşırı olmasından kaynaklanmaktadır.

Yeni Gezegenin Konumu

2003UB313 şu sırada 21° Koç'ta bulunuyor. Fakat, ekliptik düzleminden 14° aşağıda olduğu için yaptığı açıları değerlendirirken sadece ekliptik boylamını dikkate almak yanlış olur. Benim senelerdir sözünü ettiğim küresel astroloji konusu da bu yeni gezegen adayı sayesinde yeniden gündeme gelmiş oldu.

Bu konuyu kısaca değerlendirmek için bir örnek vereyim: 2005 Nisan ayında, klasik astrolojik ölçüye göre Güneş ile 2003UB313'ün kavuşum halinde olması gerekiyor. Çünkü 10 Nisan 2005'de 2003UB313 ve Güneş 20° Koç'ta bulunmaktaydı. Ancak, bilindiği gibi Güneş'in ekliptik enlemi pratikte yoktur, yani sıfırdır. Oysa, bu sırada 2003UB313'ün ekliptik enlemi b = -14°26' idi. Diğer bir deyişle, bu sırada ölçüm yapsanız Güneş ile yeni gezegen arasındaki gerçek açıklığın sıfır değil ama 14° olduğunu saptarsınız. Ancak, yine klasik astroloji ölçütlerine göre, kavuşum konumundan söz edebilmek için sözkonusu iki cisim arasında en fazla 9°-10° açıklık (orb) olması gerekmektedir. Örneğin, Güneş ile Jüpiter arasındaki ekliptik boylam farkı bu sınırı geçtiğinde, sözgelimi 09 Kasım 2005'de arada 14° varken artık kavuşumdan bahsetmenin bir anlamı kalmıyor. Burada Jüpiter'in ekliptik enlemini dikkate almayabiliyoruz, çünkü zaten Jüpiter'in yörünge eğimi 1.3° kadar. Ama, eğimi fazla olan bir yörüngedeki gökcismi için bu hususu gözardı edersek, sonuç olarak yaptığımız işin bilimsel bir yanı olmaz. Kısacası, gerçekle bağdaşmayan hayalî işlerle kendimizi kandırırız.

2003UB313, bu bakımdan son derece önemli bir gökcismidir. Örneğin 1650-1670 arasında ekliptik enlemi 45° kadar olabilmiştir. Keza 1790-1820 arasında da öyle. Şimdi düşünün bir kere, klasik astrolojide 45°lik açı bambaşka bir anlam taşıyor. Ama, sadece ekliptik boylamına baktığınızda bu gökcisminin kavuşum durumunda olduğunu zannediyorsunuz ve kaçınılmaz olarak büyük bir yanılgı içine düşüyorsunuz!

Bu aşırı yörünge eğiminden dolayı, 2003UB313'ün astrolojik anlamda kavuşum durumuna gelebilmesi sadece belirli dönemler için mümkün görünüyor. 2028-2114 yılları arasında ekliptik enlemi on derecenin altında olacak ve bu suretle sadece 26° Koç ile 19° Boğa arasındaki kavuşumlardan sözedilebilecek. Geçmişte ise 1707-1724 yılları arasında aynı duruma rastlıyoruz ve bu kez sadece 22° Terazi ile 13° Akrep arasında geçerli.

Diurnal aspektler (evlere bağlı açılar) de bu aşırı eğim yüzünden klasik astroloji ölçütlerinde gerçekle hiç bağdaşmayan bir durum almaktadır. Örneğin, gökcisminin büyük meridyen dairesinden geçişine tekabül eden "MC (Meridyen) kavuşumu", veya Doğu ufkunda belirmesine tekabül eden "Asc (Yükselen) kavuşumu" bu suretle gerçeği yansıtmayacaktır. Zira, klasik astrolojide meridyen dairesi rektasansiyon ile değil ama ekliptik boylamı ile tanımlanmaktadır. Oysa, bir gökcisminin meridyen geçişi ekvatoryel koordinatlar ile tanımlandığında doğru olur. Keza, ekliptik çemberinin ufuk çizgisini kestiği noktanın ekliptik boylamını (Yükselen) kıstas olarak alıp, ekliptik enlemi fazla olan bir gökcisminin ekliptik boylamı ile karşılaştırdığınızda da sonuç saçmasapan bir durum yaratır. Örneğin, aslında altitütü h=+10° olan bir gökcisminin doğmasına daha çok zaman olduğunu zannedebilirsiniz. Astrolojik terimlerle söylersek; bu yanlış hesap yüzünden aslında 12. evde olan bir cismi 1. evdeymiş gibi değerlendirmek zorunda kalırsınız. Elbette ki bunun sonucu da yanlış olacaktır. Diğer yandan, diurnal aspektlerin tarihle değil ama doğum yerinin coğrafi enlem ve boylamı ile ilişkili olduğunu da hatırlamakta fayda vardır.

Bunları anlatmamdaki sebep şu: Herhangi bir yerde bulacağınız astrolojik almanak veye efemerise bakıp, "aaa! Bu yeni gezegen benim Yükselen'imin üstünde duruyormuş!" veya "aman yarabbi! Yeni bulunan gezegen doğum haritamdaki Güneş'im ile üstüste!" gibi aslında gerçekle hiçbir ilişkisi olmayan yanlış varsayımlara kapılmanıza gönlüm razı gelmedi. Zira, bu gibi astrolojik amaçlı almanak veya efemerislerde ekliptik enlemden hiç bahis yoktur. Zaten, klasik astrolojide de "paralel" denilen ve nadiren kullanılan bir özellik dışında fazla önem verilmez. Diğer yandan, ekliptik enlem değerlerini bulsanız bile bunun nasıl hesaplanacağına dair herhangi bir yöntem yoktur klasik astrolojide. Dolayısıyla, küresel olmayan ve astronomik gerçeklere dayanmayan hesaplamalarla sadece kendinizi ve çevrenizde bulabildiğiniz kişileri kandırırsınız. Ancak - hiç merak etmeyin - dünyadaki astrologların % 95'i bu yolda inatla yürüyorlar ve bu yüzden yaptıkları işe bilimsel çevrelerde kimse değer vermiyor.

Yeni Gezegen İçin Efemeris

Aslında, gözlem sayısı yeterli olmayan gökcisimleri için hazırlanan efemerislerin hassas olma şansları yoktur. Yörünge elemanlarını gerçeğe uygun biçimde hesaplamak, ancak gözlem sayısı arttıkça mümkün olur. Bugün elimizdeki imkanlara göre hazırladığımız efemerisler, 2003UB313 için sadece yaklaşık değerleri içerirler. Fakat bu durum, efemerislerin çok büyük hatalar taşıdığı anlamına da gelmiyor.

Bir fikir vermesi amacıyla hazırladığım aşağıdaki grafikte, 1600 - 2200 yılları arasında 2003UB313'ün ekliptik plandaki konumunu görüyorsunuz. Üstteki göstergede gökcisminin ekliptik düzleme göre hangi eğimde olduğunu açık mavi eğri ile ve alttaki göstergede de ekliptik boylamını burçlara göre sarı renkli eğri ile belirttim. 

Bu konuda araştırma yapmak isteyenler için ayrıca iki efemeris dosyası hazırladım: İlki 2005-2006 yıllarını kapsıyor ve 24 saat ara ile 00 UT olarak her gün için hazırlanmış bir liste (2003UB313_2sene.txt, 731 kayıt, 32 Kb). İkincisi ise 100 günlük aralıklarla 1600-2200 yıllarını kapsayan bir liste (2003UB313_600sene.txt, 2192 kayıt, 105 Kb). Listelerde ilk sütun Jülyen gününü, ikinci sütun takvim gününü yıl-ay-gün olarak, üçüncü sütun o tarihteki ekliptiğe uyarlanmış boylamı burcuna göre ve son sütunda da yine o tarihteki ekliptiğe göre enlemi göstermektedir.

Sıkıştırılmış dosya olarak efemerisleri kopyalamak isteyenler burayı tıklasınlar: 2003UB313.zip (31 Kb)

Hazırladığım efemerislere kaynak oluşturan yörünge elemanlarını yukarıda verdim. Pertürbasyon hesabında da, gökcisminin uzaklığından ötürü sadece Jüpiter ve ötesindeki gezegenleri dikkate aldım. Bu suretle, günün olanakları çerçevesinde güvenerek kullanabileceğiniz bir liste çıktı. Geçmişteki olaylarla kıyaslamak ve diğer gezegenlerle olan açılarını değerlendirmek için faydalanabilirsiniz. Astrolojik uygulamada önemli olmadığı için, bu efemerislerde rektasansiyon ve deklinasyon yoktur. Ayrıca, gökcisminin yavaş hareketinden dolayı, 100 günlük aralıkların yeterli olacağı kanaatindeyim.

Yine de hatırlamanızda fayda var: Bu efemerislerdeki değerler, şu sırada geçerli sayılan yörünge elemanlarına göre hesaplandığı için kesin değildir.

Gözlem yapmak isteyenler olabilir. Ancak, kullandığınız amatör amaçlı teleskop ne denli güçlü olursa olsun, 2003UB313'ü şu sırada ayırdedebilme şansınız pek yok. Zira, hernekadar elongasyonu uygun olsa da, yaklaşık 96 AU uzaklıkta ve vizüel magnitütü V=18.8 olan bu gökcismini sadece güçlü teleskopu olan bir gözlemevinden izleyebilirsiniz. İstanbul Üniversitesi'ne bağlı Astronomi fakültesindeki eski teleskop bile bu kapasitede değildir. Antalya'daki TUG gözlemevi uygun olabilir, ama onların yıllık programında TNO'lara yer verildiğini zannetmiyorum.

2003UB313 ile ilgili astronomik gözlemlerin sayısı arttıkça, elimize daha kesin sonuçlar geçecek ve böylece daha hassas efemerisler yayınlamamız mümkün olacak.

Astrolojik Açıdan 2003UB313'ün Anlamı

Öncelikle şunu belirtmeme izin verin: Açıklanmasının üstünden henüz bir sene geçmiş olan bir gökcismi - ister gezegen sayılsın isterse başka bir şey - hakkında astrolojik değerlendirme yapmamıza olanak yoktur. Eğer bilimsel yöntemlerle çalışmak istiyorsak, önce bu gökcismi ile ilgili istatistik nitelikli bir databank oluşturmak zorundayız. Ancak bu databank verilerini analiz ettikten sonra, hangi açıyı yaptığında ne anlam taşıdığı hakkında bir varsayım oluşturabiliriz. Bu işlem de elbette ki en azından aylarca, belki yıllarca sürecektir.

Dolayısıyla, gerek bu yeni bulunan gökcismi gerekse yakın geçmişte bulunan diğer TNO'lar hakkında yazılıp çizilen astrolojik değerlendirmelere pek fazla itibar etmemenizi öneririm. İnternet'te sürekli olarak TNO'larla ilgili astrolojik efemerisler yayınlanıyor, yorumlar yapılıyor ve tartışma forumları açılıyor. Bunlar aslında olumlu gelişmelerdir. Fakat, bu yorumların hepsine zayıf birer varsayım gözüyle bakmak zorundayız. Zira, ne bu TNO'lara ilişkin hassas efemerisler yayınlanabilmektedir ne de astrolojik açıdan yeterli databank oluşturulabilmiştir. Zaten olmasına da imkan yok. Çünkü bütün bu gökcisimleri son birkaç yıl içinde keşfedildi. Yörünge elemanları sadece sınırlı gözlemlere dayanıyor. Üstelik, diğer gökcisimlerinin çekim alanından ötürü, geçmişte yörüngelerinde hangi ani ve olağandışı sapmalar olduğuna dair hiçbir bilgimiz yok.

Kısacası, astronomi dünyasına olduğu kadar astroloji dünyasına da yeni doğmuş bulunan bu 10. gezegen adayı hakkında astrolojik bir değerlendirme yapmamız henüz mümkün değildir. Elbette ki ilk heyecan ile birlikte her kafadan bir ses çıkacaktır. Ama, astrolojiyi bilimsel yöntemlerle uygulamak isteyenler, şu sırada sadece araştırma yaparak 2003UB313'ün astrolojik kimliğini keşfetmeye çalışacaklar.


Çapı 600 km'den Büyük Olan TNO'ların Karşılaştırmalı Tablosu


Copyright © 2006 Haluk Akçam

Türkiye

Dünya

Ekonomi

Deprem

Sağlık

Güncel

Kişisel Danışmanlık

Ticari Danışmanlık

Özel Danışmanlık

Copyright © 2006 Haluk Akçam - Bu sitede yer alan her türlü yazı, resim, grafik, program ve bilginin telif hakkı MİSKET yazılım ve danışmanlık Ltd.Şti.ne aittir.